İçeriğe geç
Anasayfa » Aşk Acısı Nasıl Unutulur Diyorsanız Okuyun

Aşk Acısı Nasıl Unutulur Diyorsanız Okuyun

Bu yazımda, aşk acısı çeken mustarip ve dertli aşıklara ışık tutup yol göstermek için bazı yöntemlerden söz edeceğim. Yazıyı sonuna dek okumanı salık veririm.

  • Aşk acısı, unutulması imkansız olan bir acı değil elbet. Fakat, bu acının unutulması, diğer birçok acıya nispeten oldukça zor ve sancılı bir süreç gerektirir.

Bedenimizdeki herhangi bir organımıza bir ağrı saplandığında bu ağrının öyle ya da böyle geçtiğine kaç kez şahit olmuşuzdur. Fakat aşk acısı böyle mi?

Mesela, en keskin ve bunaltıcı ağrılardan biri olan ve halk arasında kabir azabı ile eşdeğer görülen diş ağrısı bile, birkaç ağrı kesici ve antibiyotik sayesinde birkaç gün içinde hafifleyip geçer. En nihayetinde çekip attığımızda ağrıdan eser kalmaz.

  • Fakat aşk acısını, bir çürük diş gibi fırlatıp atabilene aşk olsun. Zaten aşk nasıl unutulur, sorusunun temelinde de bu zorluk vardır. Bazı insanların, aşk acısını kendisiyle birlikte mezara kadar taşıdığını düşünecek olursak bu acının ne kadar etkili ve hırpalayıcı olduğunu anlayabiliriz.

Hatta, bazı insanların, aşk acısı yüzünden ve aşk nasıl unutulur, sorusuna cevap bulamadığı için ince hastalığa (verem) yakalanarak göçüp gitmesi, aşk acısının hafife alınmaması gereken bir acı olduğunu gözler önüne serer.

Çoğu kez hafife aldığımız şeylerin altında ezildiğimizi düşünürsek, aşk nasıl unutulur, sorusuna makul ve geçerli çözüm yolları bulmamız gerektiğini anlayabiliriz.

İstersen, aşk nasıl unutulur, sorusunu bir hikaye çerçevesinde birlikte analiz edelim.

Aşk Acısı Nasıl Unutulur

Bir Öykü ve Aşk Nasıl Unutulur?

Elindeki bardağı bırakmak, aşk nasıl unutulur, sorusunun ve aşk acısının en güzel çözüm yollarından biridir, diyerek öyküyü anlatayım:

Bir profesör, derse girince elindeki bardağı öğrencilerine gösterir ve ağırlığını sorar. Öğrenciler, bardağın ağırlığı ile alakalı bazı tahminlerde bulunur. Kimisi 100 gram, kimisi 150 gram der. Profesör, bardağın hafif olduğuna vurgu yapmak için ağırlığını sorduğunu söyler ve devam eder:

  • “Bardak, bu kadar hafif olmasına rağmen onu bir elimi uzatarak kaç saat tutabilirim sizce?”

Öğrencilerden biri söz isteyip cevaplar: “Hocam, bir saat boyunca bardağı hiç acı duymadan elinizde tutabilirsiniz. Ancak bir saatten sonraki her dakika, bir işkenceye dönüşür sizin için. Bardak hafif olsa da onu öylece tutmak zorunda olmanız, kolunuzun felç olmasına bile sebep olabilir. En iyisi bardağı bırakmaktır; aksi takdirde bardak yerine kolunuz kırılır.”

Beklediği cevabı alan profesör, vermek istediği derse geçer. (Bu ders, aşk nasıl unutulur, sorusuna da harika bir yanıttır.)

  • Bakın, der öğrencilerine, hayattaki acılar da aynen bardak gibidir. Zihniniz, bardağı tutan el, hayatın yükü dediğimiz acılar da bardaktır. Biz bu acıları düşünüp kaygılandığımızda zihnimiz bu yükün ağırlığı altında ezilir. İyisi mi, hayatın bir parçası olan bu acıları çok fazla önemsemeyerek onlara gülüp geçelim. Aksi takdirde zihnimiz bu yüke çok fazla dayanamayacaktır.

Şimdi, profesörün verdiği ders ile aşk nasıl unutulur, sorusunu bağdaştırmaya çalışalım.

Aşk acısı, ancak, onu unutmaya çalışmadığımız dönemlerde hafifler ve yavaş yavaş unutulur. Hani, arılara karıştıkça bize daha fazla musallat olup başımıza üşüşürler ya. Aşk acısı da böyledir. Sen onu unutmaya çalıştıkça o, sana tebelleş (musallat) olur.

Bu bağlamda aşk nasıl unutulur, sorusuna verilebilecek tek yanıt olmasa da en güzel yanıtlardan biri, kırılma pahasına da olsa bardağı elinden bırakmaktır.

  • Bir diğer yol ise, aşk acısı yaşamana sebep olan kişiyi elde etmektir ki birçok aşığa bu yolu öneririm.

Ayrıca farklı meşguliyetler bulmak da, aşk nasıl unutulur, sorusunun güzel yanıtlarından biridir.

Son olarak, aşk nasıl unutulur, sorusu için biçilmiş kaftan olan şu kitabı incelemek, seni bayağı rahatlatacaktır, diye düşünüyorum. Sağlıcakla…